Account Oyun Eğlence & New Forum

Account. Fulloyun. Full Program
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
World Forums. My live. You live Smile Admin wanted. Moderatör Wanted.
Upload ? Do you want to share ?
Chat forum
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» checker google rank backlink services
Salı Ağus. 16, 2011 12:11 pm tarafından GloRF26

» Account Paylaşım Merkezi ( Sabit )
Cuma Haz. 24, 2011 8:51 pm tarafından GloRF26

» yha adminlerim seviyem hakkında
Perş. Ağus. 05, 2010 5:38 pm tarafından KeLe$

» DELTA FORCE: XTREME Demo
Çarş. Ağus. 04, 2010 9:35 pm tarafından GloRF26

» Erkek arkadaşını öptü, az daha ölüyordu!
Çarş. Ağus. 04, 2010 9:50 am tarafından GloRF26

» CFG yapmak İçin En İdeal Program.. Siz de CFG nizi yapın.. King olmaya Aday olun..
Çarş. Ağus. 04, 2010 9:49 am tarafından GloRF26

» nfs underground 2 game save kurulumu
Salı Ağus. 03, 2010 12:37 pm tarafından J.Frq

» Counter-Strike 1.6
Salı Ağus. 03, 2010 12:35 pm tarafından J.Frq

» dürüstlük testi herkes yapsın bence
Cuma Tem. 30, 2010 8:27 pm tarafından GloRF26

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum

Paylaş | 
 

 (Tarihçe)Voleybol'un Türkiye Tarihçesi (Tarihçe)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
bydewil17
Üye
Üye


Mesaj Sayısı : 9
Başarı Puanı : 30
Tesekkür : 1003
Kayıt tarihi : 26/07/10
Cs Nıckı : .!ReDrOguEe!.

MesajKonu: (Tarihçe)Voleybol'un Türkiye Tarihçesi (Tarihçe)   Salı Tem. 27, 2010 7:35 pm

Selamun Aleyküm.



Kaynak: Mehmet Fuat Bengü
Voleybolun Türkiye Tarihçesi
Başlangıç Dönemi (1919-1951)
Voleybol
Türkiye'ye Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen Mütareke günlerinde geldi.
1919-1925 yılları arasında İstanbul'da YMCA'in müdürlüğünü yapan Dr.
Deaver adlı Amerikalı, derneğin spor salonunda voleybol oynatmaya
başlamış, kısa zamanda beden eğitimi öğretmenlerimizin ilgisini bu yeni
spor oyununa çekmeyi başarmıştı.
1919'da
voleybol daha Avrupa'ya yayılmış değildi. Bulunalı topu topu yirmi dört
yıl olmuş, hele smaçla oynanmaya başlanışının üstünden daha ancak altı
yıl geçmişti.
Calaloğlu'ndaki Erkek Muallim Mektebi'nin beden eğitimi öğretmeni olan ünlü spor adamı Selim Sırrı TARCAN,
YMCA'de görüp oynadığı voleybolu, bedensel yetenekleri geliştiren,
temiz bir spor oyunu olarak benimseyip öğrencilerine öğretmeye başladı.
1920-1924 yılları arasında Erkek Muallim Mektebi'nden çıkan beden
eğitimi öğretmenleri de bu sporu kısa sürede okullarımız yaydılar.
Kabataş, Vefa, Pertevniyal, Galatasaray, İstiklal, Haydarpaşa, İstanbul
liselerinde yoğunlaşan çalışmalar, önce okullar arası turnuvalara yol
açtı. Voleybol oynayan çocuklar okullardan mezun olmaya başlayınca da,
çalışmalar üniversitelere, kulüplere doğru genişledi. Bu gün bir
basketbol yuvası olarak bilinen İstanbul Teknik Üniversitesi, o zamanki
adıyla Yüksek Mühendis Mektebi, 1924-1944 yılları arasında voleybolun
beşiğiydi. Ankara'daki Siyasal Bilgiler Fakültesi, o zamanki adıyla
Mülkiye Mektebi de, voleybola öncülük eden bir yüksek okuldu.
Kulüpler arası
lig maçlarına geçildiğinde voleybolcu sayısı hayli yükselmişti. Çeşitli
kentlerde yapılmaya başlanan şampiyonaları, 1949'da Türkiye Voleybol
Şampiyonası izledi.
Gene de takım
sayısı fazla değildi. Örnekse 1951 yılında İstanbul Voleybol Ligi şu
yedi takım arasında oynanıyordu: Altınordu, Beyoğluspor,Galatasaray,
Vefa Kadıköyspor, Kurtuluş, Moda. Bu takımlardan başa oynayanlar Vefa
ile Kadıköyspor idi.
Otuz iki yıl
süren bu başlangıç döneminde Türk voleybolu bütünüyle dışa kapalı
kaldığından çok ilkel bir görünümdeydi. Spor Oyunları Federasyonu adı
altında kurulmuş bir federasyon basketbol, eltopu, voleybolu birlikte
yönetmeye çabalıyor, yeterince etkin olamıyordu.

1952'de Mısır'a giden üniversiteli basketbolcularımızla
voleybolcularımız General Necip'le. Soldan sağa, Muammer(Basketbol,
Aleksandre Holyafkim (Voleybol), Yiğit Ayaşlıoğlu(V), Selçuk Atamer(V),
Erdoğan Partener(B), Vahit Çolakoğlu(Yönetici), Mısır Fahri Konsolosumuz
Kemal Faruki, Yılmaz Gündüz(B), General Necip, Sacit Seldüz(B), Yalçın
Okaya(B), Mısırlı bir subay, Sinan Erdem(V), Mısırlı Binbaşı Behiç,
Cemil Sevin(B), Ayhan Demir(V). Öndekiler: Atilla Erten(B), Ziya
Kayacan(V), Orhan Bilgin(V), Turhan Tezol(B), Nejat Diyarbakırlı(B), Lui
Şalabi(V), Seyhan(B), Valentin Holyafkim(V).

Oysa
sporcularımızda dışa açılma özlemi büyüktü. Öylesine ki, 1946 yılında
ülkemize Yunanistan'dan gelen bir basketbol takımında voleybolcularında
yer aldığı öğrenilince, durum hemen Spor Oyunları Ajanı Turgut ATAKOL'a
iletilmiş, onun aracılığıyla Atina-İstanbul karmaları adıyla bir maç
oynanması sağlanmıştı. Voleybolda ilk yabancı karşılaşmamız olarak
anabileceğimiz bu maç, o zamanki kurallara göre üç set üzerinden
oynanmış, 2-0 İstanbul Karması'nın üstünlüğüyle sona ermişti. Bu karmada
yer alan o günün ünlü oyuncuları şunlardı: Güneri ARTUNKAL, Dinçer
ASENA, Mehmet Jeba BERKÖK, Ayhan DEMİR, Payidar DOBRA,Gültekin GÜLER,
Aleksandre HOLYAFKİM, Valentin HOLYAFKİM, Uğur KALAFATOĞLU, Erdoğan
KUTKAN, Sacit SELDÜZ, Merih SEREZ.
Bu gerçi
uluslararası bir karşılaşmaydı, ama bizim hakemlerimizle ( Yani bizde
geçerli kurallarla) üstelik de öncelikle basketbolcu olan sporculara
karşı oynanmış, tam anlamıyla bir "dostluk" maçıydı. 1952 yılında ise
başka bir uluslararası karşılaşma Türk voleybolunun görünümünü bütünüyle
değiştiriverdi.
Dışa Açılma(1952-1957)
O dönemde Türk
voleyboluna yalnız oyunculuğu, antrenörlüğüyle değil, girişimci
kişiliğinden kaynaklanan gönüllü yöneticiliğiyle de büyük
katkılarda bulunan Ayhan DEMİR, 1952 yılında, ne yapmış ne etmiş,
üniversiteli sporculardan kurulu bir basketbol takımı ile bir voleybol
takımını, Mısır'ın çağrılısı olarak Kahire'ye götürmüştü.
Türk
voleybolcuları orada yabancı hakemlerden, bizde uygulanan kuralların
çoktan değiştirilmiş olduğunu, oyunumuzun dizilişlerden vuruşlarımıza
kadar pek çok yönüyle uluslararası kurallara uymadığını öğrenince, büyük
bir düş kırıklığına uğradılar. yurda dönüldüğünde Spor Oyunları
Federasyonu'na başvurulup durum ayrıntıları ile anlatıldı : Yıllardır
yabancı karşılaşma yapmamak, kuralları izlememek yüzünden, utanç verici
bir duruma düşülmüştü.

İlk
ulusal takımımız. Soldan sağa ayaktakiler: Aleksandre Holyafkim, Marsel
Şalabi, Ayhan Demir, Sacit Seldüz, Saman Bergerden, Sinan Erdem, Lui
Şalabi. Oturanlar: Vahit Çolakoğlu, Muammer Pamuk, Haluk Kanbay(Antr.),
Faik Gökay(S.O.F. Başkanı), Tevfik Artun(Hakem). Öndekiler: Ziya
Kayacan, Gültekin Gürel, Selçuk Atamer, Valentin Holyafkim, Yiğit
Ayaşlıoğlu.

Bunun üzerine,
1953'de, Yugoslavya ile İstanbul'da bir maç yapılması için harekete
geçildi. Bir ulusal takım seçilip Mısır'da edinilen bilgilerin
elverdiğince çalıştırıldı. Takımda yer alan oyuncular şunlardı.
Selçuk ATAMER,
Yiğit AYAŞLIOĞLU,
Saman BERGERDEN,
Ayhan DEMİR,
Sinan ERDEM,
Gültekin GÜREL,
Aleksandre HOLYAFKİM,
Valentin HOLYAFKİM,
Ziya KAYACAN,
Sacit SELDÜZ,
Lui ŞALABİ,
Marsel ŞALABİ



Spor ve Sergi
Sarayı'nda oynanan bu ilk beş setlik maçımızda ulusal takımımız
Yugoslavların yadırgadığı çekmelerle bir set kapıp 3-1 yenildi.
Yugoslavlar
pasör kaçırarak üç oyuncuyla hücum ediyorlardı. Bizim voleybolumuz ise
daha üç pasör üç smaçör anlayışını aşmış değildi. Nerden vuracağı
önceden belli tek smaçörle hücum ediyorduk.
Bu maçı bir Türk başhakem yönetmese büsbütün çaresiz kalacaktık. Çünkü daha faullü vuruşlarımızı düzeltebilmiş değildik.
Spor Oyunları
Federasyonu yetkilileri, durmadan gelişen dünya voleybolu karşısındaki
durumumuzu gözleriyle görünce, sporcularımızı, antrenörlerimizi eğitmek
üzere, Yugoslavya'dan bir antrenör getirdiler. Danila POJAR adındaki bu
antrenör Türkiye'deki maçları izledi, kurslar açtı, takımlarımızın
çağdaş yöntemlerle çalıştırılmaları için gerekli bilgileri verdi.
Aynı yıl
Ankara'da düzenlenen üç üniversite takımı arasındaki uluslararası
turnuvayı, Yugoslavya ile Yunanistan'ı yenen Türkiye kazandı.
Ama, bir yıl
sonra, 1945'de, Belgrat'ta yapılan ikinci ulusal maçımızda
Yugoslavya'ya gene, hem de 3-0 yenildik. Maç on yedi dakika sürmüş, Türk
takımı çözülüp gitmişti. Ama artık faullü çekmelerle oynamıyor, smaç vuruyorduk.
Belgrat'ta
Yugoslavya ile oynadığımız ikinci ulusal maçımızda görev
alan voleybolcularımız soldan sağa: Sinan Erdem(K), Ayhan Demir, Orhan
Bilgin, Şakir Erman, Mahir Aras, Semih Aygıt, Burhan Yamanoğlu, Ali Rıza
Olcayto Cihat Özgenel, Erdoğan Teziç, Lui Şalabi, Valentin Holyafkim.

1955 yılında
ulusal takımımız hiç maç yapmadı. Ama yabancılarla oynamanın, iyi
takımları görmenin önemini anlayan sporcular dışa açılmanın başka
yollarını aradılar. 1953'den 1957'e kadar sürekli hem İstanbul, hem
Türkiye Şampiyonu olan Galatasaray takımı, ulusal takımın birçok
oyuncusunu da içinde bulunduran kadrosuyla 1955 yılını yabancı
karşılaşmalarla geçirdi.




1954'de,
Belgrat'taki ulusal maçımızı açık havada bir sağanak yağmur sonrasında,
mazot döküp yakılarak kurutulan, toprak bir voleybol alanında
oynamıştık. Ayhan Demir(4) plase atıyor, Valentin Holyafkim(3) ile Lui
Şalabi dublaja girmişler. Pası Cihat Özgenel yükseltmiş.

En güvenilen
oyuncu, Ayhan DEMİR, o günlerin anlayışına uyarak, takımının
antrenörlüğünü de yapmaktaydı. Önce Bulgar takımlarıyla oynandı. Sonra
Fransa'da iki Yugoslav, bir İtalyan, bir Fransız takımının katıldığı
beşli bir turnuvaya gidildi. bu turnuvada Galatasaray iki Yugoslav
takımının arkasından üçüncü olmak başarısını gösterdi.
Ertesi yıl,
1956'da, Türkiye Paris'de yapılan üçüncü Erkekler Dünya Şampiyonası'na
katıldı. Sovyetlere 3-0, Kore'ye (2-0 öndeyken) 3-2 yenilerek klasman
grubuna kalan takımımız Avusturya ile Luxemburg'u 3-0 yenip Hindistan'a
3-0 yenilerek sıralamada yirmi ikinci oldu.
Takımı maçlara
kaptan Ayhan DEMİR hazırlamış, hem oyunculuk, hem koçluk yapmıştı. Oysa
bütün takımların kenarda oturan antrenörleri vardı.
Dünya
Şampiyonası'ndan, "Kore maçını kaçırmasaydık çok daha iyi bir derece
alacaktık" görüşüyle, uluslararası maçlara iyice alışılmış olarak
dönüldü.
1957'de,
İstanbul'da, Fatih Kupası adıyla çok büyük bir turnuva düzenlendi.
Sovyetler Birliği, Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya, İran
ile Türkiye'nin katıldığı bu turnuvaya takımımız Çekoslovakya'dan
getirilen ünlü bir antrenör, Jiri KOBRLE hazırladı. Türkiye yalnız
İran'ı 3-0 yendi, öbür takımlardan set alamadı, ama artık biz de
voleybolu, bu alanda ileri gitmiş dünya ülkelerinin oynadığı gibi
oynuyorduk. Seyircilerimiz, tribünlerdeki genç sporcularımız ise, "güç
voleybolu" denilen sporun özelliklerini en yüksek düzeyde oynayanlardan
görmek olanağını elde etmişlerdi. Bu tarihten sonra spor çevrelerinde
voleybola verilen önem birdenbire arttı.
Ulusal
takımımız çalıştıran Jiri KOBRLE'den, memleketine dönmeden önce,
antrenör kurslarında da yararlanılarak Doğu Avrupa voleybolunun kurumsal
özelliklerinin öğrenilmesi yolunda önemli bir adım atılmış oldu.
Doğu Avrupa Voleybolu (1958-1967)
1958'de
Voleybol-Eltopu Federasyonu kuruldu. Eltopunun o dönemde yaygın bir spor
olmadığı düşünülürse, bu ayrılmanın voleybol için önemi kolayca
anlaşılır. Voleybol artık yüksek düzeydeki yöneticilerce de önemsenen,
atılım yapması beklenen bir spordu.
1958'de,
Çekoslovakya'nın Prag kentindeki Avrupa Erkekler Şampiyonası'na
takımımızı hazırlaması için ünlü Rumen antrenör Nicolae SOTIR çağrıldı.
Türkiye bu şampiyonada on birinci olurken Avusturya(3-0),
Arnavutluk(3-1),Mısır(3-0),Finlandiya(3-1) gibi takımları yendi. Doğu
Avrupa voleybolunu artı başarıyla uyguluyor, Batı Avrupa takımlarıyla
başa baş oynayacak duruma gelmiş görünüyorduk. Tıpkı Kobrle gibi, Sotir
de antrenör kursları yöneterek voleybol adamlarımızın kuramsal yönden
gelişmelerine katkıda bulundu.
Fatih Kupası
maçlarının gördüğü büyük ilgiden güç alan Federasyon, İstanbul'da
uluslararası turnuvaları belli aralarla tekrarlamaya başladı. 1965'e
kadar dört İstanbul Enternasyonal Voleybol Turnuvası izlendi. Dünyanın
en güçlü voleybol takımları olarak bilinen Sovyetler Birliği,
Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya, Macaristan, Polonya'nın
ünlü oyuncuları, seyircilerimizin, özellikleriyle tanıdıkları sporcular
oldular. Voleybol oynamaya heves eden çocuklarımızın sayısı arttığı
gibi, voleybola yeni başlamış olan küçük yaşlardaki sporcularımızın
görgüsü de büyük oranla arttı.
Fatih
Kupası maçlarına katılan ulusal takımımız soldan sağa: Ayhan Demir(K)
Şakir Erman, İrfan Yener, Güngör Demirtaş, Burhan Yamanoğlu, Ender Kurt,
Sinan Erdem, Erdoğan Teziç, Şevket Güventürk, Atilla Sesören, Ömer
Kuntay, Değer Eraybar, Nasuhi Ünlü, Yiğit Ayaşlıoğlu, Antr. Jiri Kobrle.











Galatasaray
Bulgaristan'daki maçlarından birinde. Soldan sağa: Yiğit Ayaşlıoğlu(K),
Ayhan Demir, Değer Eraybar, Aral Sürek, Sinan Erdem, Pavlo Ditovski,
Erdoğan Teziç, Oral Yılmaz, Özer Ödelli, Egemen Güredin, Güngör
Demirtaş, Ertan Pamir.

Bu arada kurslar yönetmek, ulusal takımlarımızı çalıştırmak için, bir Rumen antrenör daha geldi Nicolae MURAFA.
Bu antrenörün
büyüklerin yanı sıra genç erkek takımımızı da çalıştırması,
voleybolumuzda yeni bir kuşağın söz sahibi olmaya başladığı 1966 yılına
denk düşmüştü.
Doğu Avrupa
voleybol anlayışına bağlı, uzun süreli, programlı çalışmalara yatkın bir
antrenör olan Hilmi TÜKEL'in, kendi yetiştirdiği gençlerden kurulu
Fenerbahçe takımı, bu dönemde, tam bir serpilmenin eşiğindeydi. Daha
başlarken Doğu Avrupa voleybol anlayışına göre hazırlanmış olan bu
yükselme özlemi içindeki sporcular, Murafa'nın çalıştırdığı genç ulusal
takımda yer alıp uluslararası deneyim kazanınca, 1966-1967 dönemi
İstanbul birinciliğini, Galatasaray'ın yılların şampiyonu "Yenilmez
Armada"sından koparmayı başardılar.
1966 yılı Ağustosunda Macaristan'da yapılan Genç Erkekler Voleybol Şampiyonası'nda Türk takımı on ikinci oldu.

1966-1967
döneminde İstanbul birinciliğini kazanan Fenerbahçe'nin genç kadrosu,
yöneticilerin ilgisizliği yüzünden dağılıncaya kadar, hep başarılı oldu.
1968'de bir Galatasaray maçına çıkan ilk altı: Özcan Sarıtürk(9),
İbrahim Vuran(10), Mehmet Toydemir(1), Deniz Esinduy(4), İsmail Vuran(3)
Ahmet Özkan(11).

Aynı yılın Ekim
ayında Çekoslovakya'da yapılan altıncı Erkekler Dünya Şampiyonası na
katılan takımımıza antrenör Murafa bu genç takımdan beş oyuncu aldı.
1956-1968 yılları arasında ulusal takımımızın değişmez adamı Değer
Eraybar takım kaptanıydı. Türk voleybolunun Doğu Avrupa anlayışına geçiş
döneminde yetişmiş en büyük sporculardan biri olan, bu öğrenme,
değerlendirme, uygulama gücü yüksek oyuncu, Murafa'nın yardımcılığını
yapıyor, antrenörlüğe dönüm yıllarında, otuz yaşının olgunluğuyla,
voleybolumuzu alttan gelen kuşağa aktarmakta önemli bir rol oynuyordu.

Murafa'nın
gençleştirilmiş takımı, Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'nda on
beşinci olma başarısını gösterdi. Bu başarı sözcüğünün gelişigüzel
kullanılmadığını belirtmek için, sıralamada altımızda kalan takımların
adlarını verelim: 16-İtalya; 17-Küba; 18-Fransa; 19-Finlandiya; 20-Batı
Almanya 21-Moğolistan; 22-Danimarka.
Ertesi yıl
Türkiye çok büyük bir organizasyonu yüklendi: 1967 Avrupa voleybol
şampiyonaları. Yirmi erkek, on yedi kız takımının katıldığı maçlar
Ankara, İstanbul, İzmir, Adana'da 26 Ekim günü başladı. Finalleri ise
kızlar İzmir'de erkekler İstanbul'da oynadılar.
İstanbul'da
Sovyetler Birliği, Çekoslovakya, Polonya, Romanya, Macaristan, Doğu
Almanya, Yugoslavya, İtalya arasında oynanan, bir hafta süren maçlar,
tribünleri dolduran genç sporcularımız için eşsiz bir görgü eğitimi
olduğu gibi, voleybola birtakım yeniliklerin gelmekte olduğunu da açıkça
gösterdi.
1966'da,
Çekoslovakya'da yapılan Erkekler Dünya Şampiyonası'nda Japonların
sergilediği Asya voleybolunun hareketleri, Sovyetler Birliği,
Çekoslovakya Polonya, Romanya takımlarının oyuncularınca deneniyor, bir
yıl önce Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'na katılmış olan
voleybolcularımızın anlata anlata bitiremedikleri "Japon Voleybolu"
tribünlerin başlıca konusu olmayı sürdürüyordu.
1966'da
Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'na katılıp on beşinci olan ulusal
takımımız. Soldan sağa ayaktakiler: Bahattin Şençağda, Aşkın Uygur,
Abdullah Yaşar, İbrahim Vuran, Mustafa Topaç. Öndekiler: İlhan
Çetinkaya, Deniz Esinduy, Aziz Kalaoğlu, Şakir Tunçkol, Tunç Kurtböke,
Değer Eraybar(K).

1958-1967 yılları arasındaki kısa dönemi Türk voleybolunun çok iyi yönetildiği, parlak bir dönem olarak anmak gerekir.
Voleybolumuzu
bu dönemde bilgisizlik batağından kurtarılıp uluslararası turnuvalarda
dereceye girecek düzeye yükseltilmiş, çok başarılı sporcular
yetiştirilmiş, antrenör kursları açılmış, dünyanın en büyük takımları
Türk seyircilerinin karşısına tekrar tekrar çıkarılmış, kız ulusal
takımı kurularak şampiyonalara sokulmuş, yapılan yoğun çalışmalarla
uluslararası voleybol çevrelerinde saygınlık kazanmamız sağlanmış, bunun
sonucu olarak da Vahit ÇOLAKOĞLU, Sinan ERDEM, Meno ZAMBOĞLU gibi
yöneticilerimiz dünya voleybol kuruluşlarında uzun yıllar sürecek çok
önemli görevlere getirilmişlerdir.
Asya Voleybolu(1968-1975)
1966'da
Murafa'nın Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'na götürdüğü ulusal
takımımızın beş genç oyuncusu Deniz ESİNDUY, İlhan ÇETİNKAYA, Aziz
KALAOĞLU, Mustafa TOPAÇ, İbrahim VURAN idiler. "Japon voleybolu"nu genç
yaşta, gelişme yıllarında görme olanağı bulan bu voleybolcularımızdan
İlhan ÇETİNKAYA ile İbrahim VURAN, özellikle yeniliklere açık, gelişme,
ilerleme özlemi içinde gençlerdi. Her ikisi de oynadıkları takımlarla
Asya voleybol anlayışının hareketlerlerini sokmakta öncülük ettiler.
Antrenörlük de yapan ilhan ÇETİNKAYA çalıştırdığı takımları bütünüyle bu
anlayışa yönlendirdi. Ayrıca, 1971 yılında, genellikle Japon
antrenörlerin yaptıklarından kaynaklanan, Asya voleybol anlayışının
kurumsal temellerini, uygulama tekniklerini açıklayan, Voleybol adlı bir kitap da yayımlandı.
1966'da ulusal
takımımızın kaptanlığını yapan, sporculuğu bırakıp bütünüyle
antrenörlüğe adanma hazırlıkları içindeyken "Japon voleybolu"nu görme
olanağını elde eden Değer ERAYBAR ile dünya voleybolunu yakından izleyen
Ankaralı iki antrenör, Cafer AKSAKAL ile Cengiz GÖLLÜ de,
çalıştırdıkları takımlarda, asya voleybol anlayışının file hareketlerini
uygulamaya başladılar. Örnekse, Cengiz GÖLLÜ'nün antrenör, İlhan
ÇETİNKAYA'nın oyuncu olduğu ODTÜ'de, 1968-1971 yılları arasında, kısa,
kurşun, jet, alçak, çapraz Romen paslarla oynanıyordu.
Altınyurt'un
Deplasmanlı Lig'e yükseldiği yılki kadrosu. Soldan sağa ayaktakiler:
Dünya Baltacıoğlu, Cabir Ayçe, Erdan Çokay, Eşref Yıldırımer, Nuri
Demirel, Ahmet Ersen. Öndekiler: Selim Çavuşoğlu, Ahmet Bulgulu(K),
Erdal Gürkan, Raffi Tülbentçi, Atıf Tezerten.

Doğu Avrupa
voleybol anlayışıyla yetişmiş olan sporcuların Asya voleybol anlayışının
kaçınılmaz koşulu olan erken sıçramaları kolay kolay benimsemedikleri,
erken kısayı ölü kısaya, kurşun pası kaydırak pasa dönüştürerek hep
topun pasörün elinden çıkmasını beklemek eğilimi içinde oldukları,
ayrıca kurşun jetleri de bombeli jete dönüştürdükleri bir gerçektir.
İlhan ÇETİNKAYA kitabında erken sıçramanın (Flash hareketinin) önemini
açıkça belirtmiş olsa da, bu geçiş döneminde, başka bir voleybol
anlayışıyla yetişmiş oyunculardan, özlenen sonuç alınamamış olabilir.
Nitekim
1970-7971 yıllarında ulusal takımlarımızı çalıştıran Bulgar antrenör
Kosta ŞAPOF, erken sıçrama üzerinde pek durmamış, hızlı voleybolu,
Avrupalıların "Quick" dedikleri "çabuk" smaçlarla oynatma yolunu seçmiş,
ölü kısa, kaydırak, bombeli jet paslarla yetinmek zorunda kalmıştır.
Altınyurt'da
1972'ye kadar yapılan hızlı voleybol çalışmaları da bu anlayış
çerçevesindeydi. Avrupalıların çabuk smaçlarıyla bir oyun anlayışını
uyguluyorduk.






Voleybol
Federasyonu'nun 1971 yılında başlattığı Asya voleybolu çalışmalarının
ilk ürünü olan bu genç ulusal takım, Ankara'da yapılan, 1972 Balkan
Gençler Şampiyonası'nda üçüncü olmayı başardı. Ama özlenen voleybolu
oynayamadı. Araya kısa, alçak paslar sokulduysa da, kendi seyircimiz
önünde daha ilerisi göze alınamadı. Semih Oktay(10), Dünya
Baltacıoğlu(1), Harun Akkıvılcım(2), Şükrü Yengi(11), Sedat Yavuz(12),
Selim Çavuşoğlu(3).

1972'de
Ankara'da yapılan Balkan Gençler Şampiyonası'nda erken sıçramaları
deneyen Bulgar takımını izleyince, flash hareketinin nasıl yapılması
gerektiği konusunda kesin bir görüşe varmış olduk.
Bu tarihten
sonra Altınyurt Asya voleybol anlayışına giden yolda büyük bir atılıma
girdi. Türk voleyboluna birbiri ardına yeni file hareketleri getirdi.
Önce seyircilerin, giderek bütün genç voleybolcuların ilgisini çeken bu
oyun tarzına "Altınyurt Tarzı" denmeye başlandı.
Asya voleybolu,
seçkin sporcuları az olan, yetiştirdiği iyi oyuncularını sürekli başka
kulüplere kaptıran Altınyurt'un, her şeye karşın, önce yükselmesini,
sonra da uzun yıllar Deplasmanlı Lig'de kalabilmesini sağladı. Ama
önlerde yer almayan bir takımın getirdiği yenilikler, beğenilse de, öbür
takımları yeterince etkilemedi.
1971 yılında
Voleybol Federasyonu Teknik Komitesi, ulusal takımlarımızın başarılı
olabilmeleri için, Doğu Avrupa oyun anlayışından uzaklaşıp Asya oyun
anlayışına yönelmemiz gerektiği konusunda bir karar aldı. Bu yönde bir
başlangıç yapılması için de genç ulusal erkek takımının başına antrenör
olarak Cafer AKSAKAL getirildi. İstanbul, Ankara İzmir'de geniş bir
çalışma başlatıldı. Bu çalışmalarda antrenörleri, oyuncuları (özellikle
Asya voleybol anlayışıyla yetiştirilmekte olan pasörleriyle)
Altınyurt'lular da görev aldılar.

1973
yılında, Adana'da, dört takım arasında yapılan 50.Yıl Turnuvası'nda,
Değer Eraybar'ın çalıştırdığı ulusal takımımız şampiyon oldu.
İspanya'yı, İran'ı 3-1'lik sonuçlarla yendik, final maçında ise Batı
Almanya setler 1-1 iken oyunu yarım bırakıp alandan çekildi. Final
maçının ilk altısı: Erdal Önder(4), Murat Över(Cool, İbrahim Vuran(10),
Oktay Kökten(2), Semih Oktay(7), Aziz Kalaoğlu(6).

Çeşitli
turnuvaları, şampiyonaları içeren, aralıklarla sürdürülen iki yıllık bir
çalışma sonucunda, hızlı voleybol oynayabileceğine inanılan bir takım
oluşturuldu.
Cafer
AKSAKAL'ın 1973'de Hollanda'da yapılan Avrupa Gençler Şampiyonası'na
götürdüğü bu takım orada beş maç kazandı, üç maç yitirdi, on dördüncü
oldu. Ama takımımızın oynadığı voleybol büyük övgülerle karşılandı.
Hollanda'daki maçları izlemiş olan Nejat ALTAV şöyle yazıyordu: "Yirmi
beş yıla yakın voleybolun içinde hakem ve gazeteci olarak bulunduğum
sürede iddia edebilirim ki genç takımımız, ilk defa modern voleybol
oynamıştır.(...) Eski voleybol klasik yüksek pasları yerine fileye
paralel gelen topları vurmaya hazır üç smaçörümüzü bir anda karşılarında
gören Macarlar şaşırmış ve blokları çökmüştü."

Almanlara teknik direktörlük yapan ünlü Rumen antrenör Sebastian Mihailescu da şöyle diyordu: "Grubumuzda Türkleri favori görüyorum. Zira modern voleybolu gerçekten uyguluyorlar."
Evet, Asya voleyboluna artık "Japon voleybolu" değil, "modern voleybol" deniliyordu. Yani herkes bu tarzı benimseme yolundaydı.
Türkler ise bu voleybolu Mihailescu gibi bir antrenöre bile beğendirecek düzeyde oynayabiliyorlardı.
Bu umut ışığı,
ne yazık ki, yaşları dolan oyuncuların takımdan ayrılmaları, Cafer
AKSAKAL'ın da ertesi yıl antrenörlüğü bırakmasıyla sönüverdi.
Ama Asya
voleybolunun file hareketleri genç ulusal takımlarımızdaki oyuncular
aracılığıyla kulüp takımlarına yayılmaya başlamıştı.
Umut
Ulusal Takımı'nın, ne yapılmak istendiğini çok iyi bilen, çağdaş
voleybola gönül vermiş, birbirine bağlı gençlerden kurulu bir kadrosu
vardı. Soldan sağa: Selim Çavuşoğlu, Serap Gençsu(K), Yusuf Hakim, Şakir
Kayhan, Antr. Mehmet Bengü, Dünya Baltacıoğlu, Eşref Yıldırımer, Serdar
Çağan, Cumhur Tezesen, Gökhan Esentan, Ahmet Özçam, Secaattin
Yetiştiren, Mehmet Gündüz.

1975 yılında,
Altıyurt Kulübü'nde, federasyon Teknik Direktörü Ayhan DEMİR'in
başkanlığında yapılan, Mehmet BENGÜ, Enver GÖÇENER, Cahit ERDOĞUŞ'un
katıldıkları bir toplantıda, 1971'den bu yana genç ulusal takımlarda
çalıştırılan oyuncularla bir Umut Ulusal Takımı oluşturmak düşüncesi
ortaya atıldı. Asya voleybol anlayışıyla oynatılacak olan bu takım dört
yıldır verilen emeklerin ürününü toplayacaktı.
Teknik, taktik
antrenörlüğünü Mehmet BENGÜ'nün, kondisyon antrenörlüğünü Enver
GÖÇENER'in üstlendiği Umut Ulusal Takımı'na şu oyuncular seçildi: Selim
ÇAVUŞOĞLU, Serap GENÇSU, Dünya BALTACIOĞLU, Serdar ÇAĞAN, Yusuf HAKİM,
Ahmet ÖZÇAM, Mehmet GÜNDÜZ, Secaattin YETİŞTİREN, Şakir KAYHAN, Cumhur
TEZESEN, Eşref YILDIRIMER, Gökhan ESENTAN.
Asya voleybol
anlayışının üstünlüğünü kanıtlama özleminin yarattığı büyük bir coşkuyla
hazırlanan takımımız, 1975 yılı Temmuz ayında, Batı Almanya'nın
Mannheim kentinde, Romanya, İtalya, Batı Almanya genç ulusal
takımlarının katıldığı dörtlü bir turnuvaya götürüldü.
İlk maçımızda
Batı Almanya'yı şaşkına çevirerek 3-0 yendik.(Aslında çok iyi
hazırlanmış olan Alman takımı ertesi gün İtalya'yla 3-2 lik bir maç
oynadı, son gün ise Romanya'yı 3-2 yenmeyi başardı.) İkinci maçımızda,
büyük bir çekişmeden sonra, Rumenlere 3-2 yenildik. Hem Romanya'yı, hem
de Batı Almanya'yı yenen İtalya'yla oynayacağımız üçüncü maç şampiyonluk
maçıydı. Prof. Anderlini nin antrenörlüğünü, sonraki yılların ünlü
oyuncusu Lanfranco'nun kaptanlığını yaptığı, büyük umutlarla bakılan
güçlü İtalyan genç takımı, Türkiye
karşısında 3-0 lık umulmadık bir yenilgiye uğradı. Romanya ile İtalya
gibi iki voleybol ülkesini geride bırakarak şampiyon olduk.

1979-1980
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nın Ankara'da oynanan final maçlarında
Eczacıbaşı, Finlandiya'nın Pieksamaky takımını yenerek, İtalyan Clippan
Torino ile Çekoslovak Bratislava takımlarının arkasından Avrupa üçüncüsü
oldu. Soldan sağa: Oktay Kökden(K), Ata Onar, Uğur Acar, Serdar Çağan,
Brunko İliev, Kurtaran Mumcu, Paidar Demir, İvan Seferinov, Faruk Saran,
Selim Öztreves, Fatih Toptaş, Zeki Uslu.

Asya voleybol anlayışı ikinci umut ışığını yakmıştı.
Yurda
dönüldüğünde Umut Ulusal Takımı na yeni bir görev çıktı. Mart ayında
Fransa'da yapılan Batı Avrupa Kupası maçlarında yöneticilerle aralarında
geçen bazı tatsız olaylar yüzünden Erkek Ulusal Takımımızın oyuncuları,
Akdeniz Oyunları için yapılan çağrıya gelmemişlerdi. Mannheim'daki
başarının sağladığı güvenle Federasyon, Cezayir'deki Akdeniz Oyunları'na
umut Ulusal Takımı'nı göndermeye karar verdi.
Cezayir'de
yaptığımız üç maçtan ilkinde Fas'ı 3-0 yendik, ikincisinde İtalya'ya 3-0
yenildik, klasmanda Mısır'la oynadığımız maçı 3-1 kazanarak sıralamada
beşinci olduk. Ülkemizdeki Asya voleybolu çalışmalarının en üst düzeye
ulaştığı 1975 yılından sonra ise bir geri dönüş yaşandı. İkinci umut
ışığı da sönmüştü. Eski voleybolcularla yeni voleybolcuların bir arada
yer aldıkları ulusal takımımız, iki anlayış arasında bocalamaya başladı.
Maçlar oyuncuların becerilerine, alışkanlıklarına göre düzenlenen, eski
mi yeni mi anlaşılmaz bir sistemle oynanır oldu.
Çağdaş Voleybol(1976-»»»»)

1979-1980
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nın Çekoslovakya'da oynanan final
maçlarında Eczacıbaşı Çekoslovak Buda Hvizda, Macar Nim-Se, Arnavut
Dinamo Tiran takımları arasındaki zorlu çekişmede başarıyla sıyrılıp
Avrupa ikincisi oldu. Soldan sağa ayaktakiler: Nurdan Ayçelik, Selcan
Teoman, Lilia Venkova, Antr. Cengiz Göllü, Hülya Erçin, Arzu
Bağdatlıoğlu, Sibel Bileke, Öndekiler: Aylin Üstündağ, Çiğdem Erman,
Meral Kalfaoğlu, Yrd. Antr. Özden Şahsuvaroğlu, Hülya Odabaşı, Meral
Özdemir. Violet Kostende.

Asya voleybol
anlayışı aşağı yukarı on yıl içinde bütün ileri gitmiş voleybol
ülkelerini etki alanına almıştı. Her ülke kendi voleybol anlayışını
gözden geçirip köklü değişikliklere uğratmış, kısa sürede dünya
voleybolu bambaşka bir görünüm kazanmıştı. Artık her şey ortaklaşa
kullanılıyordu. "Asya voleybolu", "Japon voleybolu" demenin de bir
anlamı kalmamıştı; "Çağdaş voleybol" deniyordu.
Türkiye ise
iki anlayışı birlikte sürdürmekte en fazla direnen ülkelerden biri oldu.
Çünkü en seçkin oyuncular kurum kulüplerinde toplanmışlardı. ODTÜ,
Altınyurt gibi amatör kulüplerdeki, ulusal takımlardaki çalışmalar,
amacı yalnızca şampiyonluk olan kurum kulüplerini etkilemiyor, "Riskli
voleybol" diye adlandırılan çağdaş voleybol bu takımlara bir türlü
giremiyordu. Genç oyuncuların ulusal takımlardan götürdükleri
hareketler, başarılı olabildikleri sürece, oyunu süslemek için
kullanılıyor, böyle "fantezi" hareketlere genellikle kolay maçlarda göz
yumuluyordu.
Bu yanlış
tutumu kıran kulüp Eczacıbaşı oldu. Kuruluşunda, Deplasmanlı Lig'e
yükselişinde Ayhan DEMİR'in büyük emeği olan bu kulübün, "Başarıya hangi
tarz götürüyorsa o tarz iyidir" görüşünü savunan yöneticileri, içerdeki
başarılarla yetinmeyerek Avrupa Kupalarında başarı aramaya başlayınca,
hem erkeklerde, hem kızlarda çağdaş voleybola yönelmek gereği duydular.
Ayhan DEMİR'den
sonra teknik direktörlüğe getirilen Cengiz GÖLLÜ, aslında , Türkiye'de
Asya voleybol anlayışının file hareketlerini ilk uygulatan
antrenörlerden biriydi. Ayrıca, 1971 yılında, ulusal takımlarımızın Asya
voleybol anlayışına yönelmeleri gerektiği konusunda karar alan Voleybol
Federasyonu Teknik Komitesi'nin de bir üyesiydi.
İçerde, kolay,
hataları en aza indiren Doğu Avrupa voleybolu ile sonuca
gidilebiliyordu, ama dışarıya açılınca, artık herkesin oynadığı çağdaş
voleybola geçmek, başarılı olabilmenin tek yoluydu.
Liglerde
Eczacıbaşı'nın çağdaş voleybol oynamaya başlaması, İtfaiye (Değer
ERBAY), Galatasaray (Cahit ERDOĞUŞ), Vinylex gibi güçlü takımların bu
yoldaki çabalarıyla birleşince, birtakım inatçı direnmelere karşın, Türk
voleybolunun görünümü de değişiverdi. Bunun sonucu olarak da, kulüp
takımlarımız Avrupa kupalarında finallere yükselmeye, dereceye girmeye
başladılar.
Gene Cengiz
GÖLLÜ'nün Eczacıbaşı'nda yürüttüğü "Çağdaş voleybol" çalışmalarının
ürünü olan çok büyük bir başarı da, 1977 yılında, İtalya'da, Genç Kızlar
Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde
elde edildi. Genç Kız Ulusal Takımımız dörtlü turnuvada Belçika'yı 3-0,
İtalya'yı 3-2, İspanya'yı 3-0 yenerek birinci oldu.
1977
Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde şampiyon olan Genç Kız Ulusal
Takımımız. Soldan sağa, ayaktakiler: Violet Kostende, Arzu Bağdatlıoğlu,
Antr. Cengiz Göllü, Deniz Dosdoğru, Selcan Teoman. Öndekiler: Yasemin
Varış, Gülnaz Ensü, Meral Babalı(Kalafatoğlu), Hülya Babalı(Erçin),
Dilek Erülker.

Türkiye, Asya
voleybol anlayışının etki alanında, Doğu Avrupa'nın yüksek voleybolundan
uzaklaşıp çağdaş bir anlayışa yönelirken, hem erkeklerde, hem kızlarda,
teknik, taktik yönünden yabancı ülkelerdekine denk hatta çoğuna üstün
bir voleybol oynar duruma geldi. Bu arada, Asya voleybol anlayışının
birçok hareketi benimsendiyse de, bu sistemin temeli olan flash hareketi
bir türlü yaygınlaştırılamadı. Böylece de bizim "Çağdaş voleybol"umumda
"erken sıçrama" pek yer almadı.

Antrenörlerimizin, son yıllarda, özellikle bloktaki yetersizliğimiz
üzerinde durdukları, boy, yapı, güç sorunlarına eğildikleri gözleniyor.


Umarım Faydalı Olur..
Selametle.
İyi Forumlar..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
(Tarihçe)Voleybol'un Türkiye Tarihçesi (Tarihçe)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Account Oyun Eğlence & New Forum :: Spor :: Voleybol-
Buraya geçin: